Gündem

Çin rekabeti Volkswagen’i uyardı: Renault ve Stellantis de baskı altında

Volkswagen CEO’su Oliver Blume, Çinli üreticilerin fiyat avantajının Volkswagen, Stellantis ve Renault’nun iş modellerini zorladığını söyledi. AB’deki araç üretiminin yüzde 60’ından fazlasını temsil eden üç grup, daha uygun fiyatlı elektrikli otomobiller geliştirmek ve maliyetlerini düşürmek zorunda.

3 görüntülenme
Çin rekabeti Volkswagen’i uyardı: Renault ve Stellantis de baskı altında
Avrupa otomotiv sektöründe Çinli üreticilerin artan varlığı, kıtanın büyük markaları üzerindeki rekabet baskısını yoğunlaştırıyor. Volkswagen (VOW3) Üst Yöneticisi Oliver Blume, Paris Otomobil Fuarı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Volkswagen, Stellantis ve Renault gibi geniş kitlelere otomobil sunan şirketlerin iş modellerinin ciddi bir baskıyla karşı karşıya olduğunu belirtti. Blume’a göre Avrupalı üreticilerin aynı anda hem daha uygun fiyatlı elektrikli otomobiller geliştirmesi hem de üretim maliyetlerini azaltması gerekiyor.

Bu üç grubun karşı karşıya olduğu baskı, Avrupa sanayisindeki ağırlıkları nedeniyle daha geniş sonuçlar doğurabilir. Volkswagen, Stellantis ve Renault, Avrupa Birliği’ndeki toplam araç üretiminin yüzde 60’ından fazlasını temsil ediyor. Bu nedenle Çinli markaların yükselişi yalnızca söz konusu şirketlerin satışlarıyla sınırlı değil; Avrupa’daki üretim tesislerinin, istihdamın ve otomotiv tedarik zincirinin geleceğini de ilgilendiriyor.

Üç üretici, otomobil pazarının yüksek satış hacmiyle çalışıp görece düşük kâr marjları elde edilen bölümünde faaliyet gösteriyor. Bu modelin sürdürülebilmesi için fabrikaların yüksek kapasiteyle üretim yapması, geliştirme giderlerinin geniş araç serilerine yayılması ve satış fiyatlarının rekabetçi düzeyde tutulması önem taşıyor. Çinli üreticilerin daha düşük fiyatlarla pazara girmesi ise Avrupalı şirketleri hem satış fiyatlarını hem de maliyetlerini aşağı çekmeye zorluyor. Blume, Avrupa otomotivinin geleceğinin yalnızca başka pazarlara yapılan ihracattan sağlanan kazançlara bağlanamayacağını vurguladı. Volkswagen yöneticisine göre Avrupa’daki faaliyetlerin kendi başına kârlı, dayanıklı ve rekabetçi olması gerekiyor. Bu tablo, kıtanın büyük üreticilerinin geleneksel iş modellerini sürdürmekte giderek daha fazla zorlandığına işaret ediyor.

Rekabetin temelinde Çinli üreticilerin elektrikli otomobil teknolojilerinde kaydettiği ilerleme ve üretim maliyetlerindeki avantaj bulunuyor. BYD, Chery, Geely ve Leapmotor, Çin iç pazarındaki yoğun fiyat rekabetinin ardından Avrupa’da daha fazla müşteriye ulaşmak üzere yeni modeller sunuyor. Paris Otomobil Fuarı’nda Çinli markaların güçlü biçimde yer alması da bu genişleme stratejisinin dikkat çeken göstergelerinden biri oldu. Blume, 21 Ağustos’ta yayımlanan şirket değerlendirmesinde Çinli üreticilerin Avrupa otomobil pazarındaki payının 2026’da yüzde 9’a ulaştığını bildirmişti. Aynı açıklamada Çin’de araç fiyatlarının iki yıl içinde yüzde 15’ten fazla gerilediğini, Çinli şirketlerin de Avrupalı üreticilerin maliyet yapısıyla karşılamakta zorlandığı seviyelerde otomobil satabildiğini belirtmişti. Bu fiyatlar özellikle uygun fiyatlı araç pazarında faaliyet gösteren Avrupa markalarının kâr marjlarını baskılıyor.

Baskı, Volkswagen’in istihdam ve üretim planlarına da yansıyor. Şirket, Volkswagen, Audi, Porsche ve CARIAD’ın Almanya operasyonlarında 2030’a kadar yaklaşık 50 bin pozisyonun azaltılması konusunda anlaşmalar yapıldığını daha önce açıklamıştı. Yönetim, bu küçülmenin ağırlıklı olarak gönüllü ayrılmalar ve erken emeklilik uygulamalarıyla yürütüldüğünü belirtiyor. Volkswagen yönetimi ayrıca Avrupa’daki tesislerinde yılda 500 bin aracın üzerindeki kapasite fazlasını azaltması gerektiğini bildiriyor. Şirket, bazı fabrikalarda 2030’lu yıllara uzanan dönemde yeterli üretim hacminin henüz güvenceye alınamadığını kabul etse de belirli fabrikaların kapatılması yönünde kesinleşmiş bir karar bulunmadığını özellikle vurguluyor.

Üretimde yaşanabilecek daralmanın etkisi otomobil fabrikalarıyla sınırlı kalmayabilir. Araç üretiminin azalması, parça tedarikçilerinin siparişlerinden lojistik hizmetlerine kadar geniş bir sanayi ekosistemini etkileyebilir. Avrupa otomotivindeki dönüşümün istihdam ve üretim kapasitesi yönünden yakından izlenmesinin nedenlerinden biri de olası daralmanın bu zincire yayılma ihtimali. Volkswagen, Çinli rakipleri karşısında rekabet gücünü artırmak amacıyla daha erişilebilir fiyatlı elektrikli otomobillere de ağırlık veriyor. Paris Otomobil Fuarı’nda Volkswagen ID. Polo ve ID. Cross, Škoda Epiq ile CUPRA Raval aynı ürün ailesi içinde tanıtıldı. Üç markaya yayılan dört model, ortak teknolojik altyapı ve parçalar kullanılarak geliştirme ve üretim giderlerini azaltma yaklaşımının parçası olarak sunuluyor.

Volkswagen’in 11 Ekim’de açıkladığı verilere göre bu elektrikli otomobil ailesi için yaklaşık 150 bin sipariş alındı. Modellerdeki bileşen ve teknolojilerin yüzde 80’inden fazlasının ortak olmasıyla şirket, aynı geliştirme yatırımlarından daha yüksek üretim hacmi elde etmeyi amaçlıyor. Araçlar İspanya’daki Martorell ve Pamplona tesislerinde üretilecek. Bu üretim planı, Volkswagen’in Avrupa’daki kapasitesini koruma hedefi bakımından da önem taşıyor. Şirketin 12 Ekim’de yayımladığı teslimat verileri ise Avrupa’da tamamen elektrikli araç satışlarının üçüncü çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20 arttığını gösteriyor. Talepteki toparlanma Avrupalı üreticilere yeni fırsatlar sunsa da fiyat rekabetini sona erdirmiyor; Çinli markaların aynı pazardan daha büyük pay alma hedefi yarışın yoğunluğunu artırıyor.

Volkswagen, Renault ve Stellantis, Çinli rakiplerle mücadelede şirketlerin kendi maliyet azaltma adımlarının tek başına yeterli olmayacağını savunuyor. Üç üretici, Avrupa Birliği’nin sanayi politikası çerçevesinde hazırlanan ve Avrupa’da üretimi esas alan düzenlemelerin yerel yatırımlara ve tedarik zincirlerine destek vermesini istiyor. Haziran ayında yaptıkları ortak açıklamada, Avrupa’da üretilmiş sayılacak araçların tanımının uygulanabilir olmasını ve üretim maliyetleri arasındaki farkların hesaba katılmasını talep etmişlerdi. Volkswagen CEO’su Blume da Avrupa’nın sanayi tabanının korunması gerektiğini yineleyerek daha esnek kurallar ve yerel üretimi teşvik edecek uygulamalar çağrısı yaptı. Volkswagen’in talepleri arasında elektrikli otomobile geçişte düzenleme takviminin piyasa koşullarına uyarlanması, Avrupa’daki batarya üretiminin desteklenmesi ve yerel yatırımların teşvik edilmesi bulunuyor. Bu taleplerin tümünün kabul edildiği ya da yeni bir destek paketinin kesinleştiği anlamı çıkarılmamalı.

Avrupa Birliği’nin önündeki temel mesele, tüketicilere uygun fiyatlı elektrikli otomobiller sunma hedefiyle kıtadaki üretimi ve istihdamı koruma ihtiyacını birlikte karşılamak. Yerel üretim şartlarının sıkılaştırılması Avrupa’daki fabrikalara destek sağlayabilir; ancak rekabetin azalması veya maliyetlerin yükselmesi gibi farklı sonuçlar da ortaya çıkabilir. Bu nedenle üreticilerin talepleri, otomobil şirketlerinin yanı sıra tüketiciler ve tedarikçilerin çıkarları bakımından da tartışılıyor. Avrupa’daki gelişmeler Türkiye otomotiv sanayisi için de önem taşıyor. Türkiye, Avrupa merkezli markaların üretim ve tedarik zincirlerinde yer alıyor; başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere farklı pazarlara otomobil, ticari araç ve otomotiv parçası ihraç ediyor. Volkswagen, Stellantis ve Renault’nun kapasite, maliyet ve tedarik politikalarında yapacağı değişiklikler bu nedenle Türk otomotiv şirketleri tarafından da yakından izleniyor.

Avrupa’da üretim esaslı yeni kuralların Türkiye’deki tesisleri hangi koşullarda kapsayacağı henüz net değil. Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği ilişkisi bulunması, gelecekteki tüm sanayi teşvikleri bakımından Türkiye’de üretilen araçların otomatik olarak AB üretimi kabul edileceği anlamına gelmiyor. Brüksel’de şekillenecek düzenlemelerin kapsamı, Türkiye’nin otomotiv ihracatındaki rekabet koşulları açısından ayrı bir önem taşıyor.

Kaynak: Haber Merkezi
Haberi paylaş Facebook X WhatsApp
Okur görüşleri

Yorumlar (0)

Yorumunu yaz

Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz!