Gündem

Saint-Gobain, Sustainable Construction Talks’u İstanbul’da düzenledi

Saint-Gobain’in sürdürülebilir inşaat odağındaki buluşması ilk kez Türkiye’de yapıldı. İstanbul’daki etkinlikte deprem güvenliği, iklim krizi ve düşük karbonlu yapılaşma; sektör temsilcilerinin katılımıyla değerlendirildi.

2 görüntülenme
Saint-Gobain, Sustainable Construction Talks’u İstanbul’da düzenledi
Saint-Gobain’in Sustainable Construction Talks buluşması ilk kez Türkiye’de düzenlendi. İstanbul’da gerçekleştirilen etkinlikte, yapı sektörünün sürdürülebilir dönüşümü deprem güvenliği ve iklim krizi başlıklarıyla ele alındı. Görüşmelerde düşük karbonlu yapılaşmanın yanı sıra güvenli, dayanıklı, enerji verimli ve insan yaşamını merkeze alan kentlerin oluşturulması da gündeme geldi. Türkiye’nin deprem riski ve iklim krizinin ortaya çıkardığı ihtiyaçlar, yapı sektöründeki dönüşümün önemini artıran başlıca unsurlar olarak öne çıktı.

Saint-Gobain Sürdürülebilir İnşaat Gözlemevi, sürdürülebilir inşaata geçişi hızlandırma amacıyla uluslararası buluşma platformu Saint-Gobain Construction Talks’u hayata geçirdi. Serinin ilk toplantısı 2023’te Paris’te düzenlendi. Platform, mimar ve mühendislerden akademisyenlere, politika yapıcılardan finans dünyasına ve sivil toplum temsilcilerine kadar inşaat değer zincirindeki paydaşları bir araya getiriyor. Buluşmalarda her ülkenin kendi öncelikleri ve zorunlulukları değerlendiriliyor. Bu yılki etkinlikte de küresel platform, Türkiye’de yapı sektörünün önde gelen paydaşlarını aynı çatı altında buluşturdu.

Açılış konuşmasını yapan Saint-Gobain Türkiye CEO’su ve Türkiye İMSAD Başkanı Murat Savcı, sürdürülebilir dönüşümün sektörün ortak sorumluluğu olduğunu söyledi. Savcı, yapı sektörünün önündeki iki büyük sınavın deprem ve iklim krizi olduğunu belirterek Türkiye’nin deprem gerçeği karşısında güvenli ve dayanıklı yapılar üretmenin bir tercih değil, ertelenemez bir zorunluluk olduğunu kaydetti. Küresel karbon emisyonlarının yaklaşık yüzde 40’ının binalar ve inşaat faaliyetleriyle bağlantılı olduğuna işaret eden Savcı, bu tablonun sektörün iklim kriziyle mücadeledeki kritik rolünü gösterdiğini ifade etti. Deprem ve iklim başlıklarının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayan Savcı, inşa edilen ve dönüştürülen yapıların hem gelecek nesiller için güvenli ve dirençli olması hem de çevresel etkilerinin ve karbon ayak izinin azaltılması gerektiğini dile getirdi.

Saint-Gobain’in dönüşümün öncüsü olmayı ve sürdürülebilir inşaatta dünya lideri olma hedefi doğrultusunda ilerlemeyi misyon edindiğini aktaran Savcı, sürdürülebilir bir yapı sektörüne geçişin tek bir şirketin gerçekleştirebileceği bir değişim olmadığını belirtti. Mimarların, mühendislerin, müteahhitlerin, malzeme üreticilerinin, kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının değer zincirinin diğer paydaşlarıyla birlikte ortak hedef doğrultusunda hareket etmesi gerektiğine dikkat çekti. Sustainable Construction Talks’u Türkiye’ye taşıma amaçlarından birinin de kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde sektörün önceliklerini ve çözüm önerilerini birlikte değerlendirmek olduğunu söyledi. Savcı, daha güvenli ve dirençli, daha az kaynak tüketen ve düşük karbonlu yapılar için doğru kararların ortaklaşa alınması gerektiğini ifade etti.

Etkinlikte Mimar Sedat Bayrak, “Sürdürülebilir İnşaatta Türkiye Nerede?” başlıklı değerlendirmesini yaptı. Bayrak, Saint-Gobain Sürdürülebilir İnşaat Gözlemevi’nin her yıl 30 ülkede, 4 bin 800 sektör paydaşı ve 30 bin kişinin katılımıyla yürüttüğü Barometre araştırmasının sonuçlarını paylaşıp yorumladı. Türkiye’de sürdürülebilir inşaat konusunda farkındalık bulunduğunu, ancak bu farkındalığı eyleme dönüştürme konusunda yetersiz kalındığını aktardı. Ardından Ilgaz Gürsoy’un moderatörlüğünde “Türkiye’nin Deprem Sınavı” ve “Türkiye’nin İklim Sınavı” başlıklı paneller yapıldı. Oturumlarda güvenli ve dirençli yapılar oluşturmanın ve düşük karbonlu bir yapılı çevreye geçmenin gereklilikleri farklı uzmanlık alanlarının bakış açılarıyla ele alındı.

“Türkiye’nin Deprem Sınavı” paneline Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Güvenli Yapılar Kentsel Dönüşüm Komitesi Başkanı Muhammed Maraşlı, İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Türkiye Deprem Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Alper İlki ile mimar ve NSMH Kurucusu Nevzat Sayın katıldı. Sektör ve kentsel dönüşüm perspektifinden değerlendirmelerde bulunan Maraşlı, güvenli yapılaşmanın yaygınlaştırılması ve kentsel dönüşümün etkin yürütülmesi üzerinde durdu. Güvenli yapı üretiminin yalnızca yeni teknolojilerin kullanılmasına bağlı olmadığını; doğru uygulama ve nitelikli insan kaynağının da belirleyici olduğunu vurguladı. Türkiye’nin geleceğinin güvenli ve sürdürülebilir yapılar üretmekten geçtiğini belirtti.

Prof. Dr. Alper İlki, 6 Şubat depremlerinin mevcut yapı stokundaki riskleri bir kez daha açığa çıkardığını söyledi. İstanbul’daki 2000 yılı öncesi binaların önemli bir bölümünün depreme dayanıklı olmadığını belirten İlki, mevcut yapıların yürürlükteki mevzuat doğrultusunda incelenmesinin onlarca yıl sürebileceğine dikkat çekti. Bu nedenle riskli binaların hızlı ve etkin yöntemlerle belirlenmesi gerektiğini ifade etti. Nevzat Sayın ise güvenli kentler oluşturulurken mimarlık ve tasarım kararlarının önemini anlattı. 1950’lerden itibaren hızlanan kentleşme döneminde denetimsiz ve niteliksiz yapılaşmanın yaygınlaştığını belirten Sayın, bugünkü sorunların temelinde geçmişte alınan kararlar ve denetim eksiklikleri bulunduğunu dile getirdi. Panelde, deprem riskine karşı dirençli bir yapılı çevre için yeni yapıların güvenliğinin yanı sıra mevcut yapı stokunun durumunun da bütüncül biçimde ele alınması gerektiği vurgulandı. Kentsel dönüşümün yalnızca binaları yenilemekten ibaret görülmemesi; kentlerin fiziksel, sosyal ve çevresel ihtiyaçlarını birlikte gözeten uzun vadeli bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiği kaydedildi.

“Türkiye’nin İklim Sınavı” panelinde, yapı sektörünün iklim kriziyle mücadeledeki sorumluluğu değerlendirildi. Enerji verimliliği, düşük karbonlu yapı malzemeleri, sürdürülebilir tasarım, kaynakların verimli kullanılması ve döngüsel ekonomi yaklaşımı oturumun başlıkları arasında yer aldı. Yapıların tasarımından malzeme seçimine, inşasından kullanım sürecine kadar tüm aşamalarda çevresel etkilerin gözetilmesinin önemi vurgulandı. Yeditepe Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı ve Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ece Ceylan Baba, Altensis Kurucu Ortağı ve ÇEDBİK Başkanı Dr. Emre Ilıcalı ile ESCON Enerji CEO’su Onur Ünlü’nün katıldığı panelde; sürdürülebilir yapılaşmanın mimari tasarım, çevresel performans ve enerji yönetimi boyutları ele alındı.

Prof. Dr. Ece Ceylan Baba, mevcut yapıların yalnızca fiziksel varlıklardan ibaret olmadığını, toplumsal belleği ve kültürel değerleri de taşıdığını belirtti. Bir binanın yıkılmasının beton ve demirin yanı sıra yapının temsil ettiği dönemin, harcanan emeğin, mimari karakterin ve toplumdaki anıların da kaybı anlamına geldiğini ifade etti. Mevcut yapıların yeni işlevlere uyarlanmasını sağlayan “ileri dönüşüm” yaklaşımının gömülü karbonu koruyabileceğini ve kentlerin kültürel hafızasının sürmesine katkıda bulunabileceğini söyledi. İklim dostu kentlerin yalnızca yeni binalar inşa ederek değil, geçmişin değerlerini yaşatıp geleceğe uyum sağlayarak kurulabileceğini kaydetti.

ESCON Enerji CEO’su Onur Ünlü, sürdürülebilirlik yatırımlarının sanayiciler için fırsatlar sunduğunu belirtti. Emisyonları ve su tüketimini azaltmaya yönelik projelerde yeşil finansman kaynaklarından yararlanılabileceğini aktaran Ünlü, bu kaynakların daha uygun faiz ve daha uzun vadeli kredi imkânları sağlayabildiğini söyledi. Yeşil dönüşümün yalnızca bir maliyet kalemi olarak görülmemesi, finansal planlamanın da parçası olması gerektiğini vurguladı. Dönüşümün maliyet ve uygulama boyutlarının yanında Türkiye’nin ihracat rekabetçiliği bakımından da kritik olduğunu belirten Ünlü, başarı için öngörülebilir düzenlemeler ve uygulanabilir yol haritalarının gerekli olduğunu dile getirdi.

ÇEDBİK Başkanı ve Altensis Kurucusu Dr. Emre Ilıcalı, inşaat ve gayrimenkul sektöründe karbonun artık yalnızca çevresel bir konu olmadığını; finansal bir gösterge ve rekabetçilik unsuru niteliği taşıdığını söyledi. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması düzenlemesiyle çimento, demir-çelik ve alüminyum gibi sektörlerde dönüşümün kaçınılmaz hale geldiğini belirtti. Karbon emisyonlarının iş dünyasında maliyet, kalite ve zamanın yanına eklenen yeni bir kriter olduğunu kaydeden Ilıcalı, rekabetçi kalabilmek için dönüşümün kritik önem taşıdığını ifade etti. Türkiye’nin gerekli düzenlemeleri zamanında hayata geçirmesinin karbon kaynaklı maliyetlerin ülke içinde yönetilmesine ve ihracattaki rekabet gücünün korunmasına katkı sağlayacağını söyledi. İklim kriziyle mücadelenin ertelenemeyecek, uzun vadeli bir sorumluluk olduğunun altını çizdi.

İklim panelinde düşük karbonlu yapılaşmanın yalnızca yeni teknoloji ve malzeme kullanımına indirgenemeyeceği; tasarım, enerji performansı, kaynak yönetimi ve uygulama süreçlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Enerji verimli binaların yaygınlaştırılması, çevresel etkilerin azaltılması ve kaynakların daha verimli kullanılması, yapı sektörünün iklim değişikliğiyle mücadeledeki temel çalışma alanları arasında gösterildi. Saint-Gobain’in küresel sürdürülebilir inşaat yaklaşımı doğrultusunda düzenlenen buluşma, Türkiye’nin deprem güvenliği ve iklim krizi karşısındaki önceliklerini ortak bir dönüşüm gündeminde bir araya getirdi. Etkinlikte, daha güvenli, dirençli, enerji verimli ve düşük karbonlu bir yapılı çevre için sektör paydaşları arasındaki bilgi paylaşımı ve iş birliğinin önemi vurgulandı.

Kaynak: Haber Merkezi
Haberi paylaş Facebook X WhatsApp
Okur görüşleri

Yorumlar (0)

Yorumunu yaz

Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz!