Türkiye, küresel lojistikte stratejik merkez olma potansiyeline sahip

Jeopolitik gerilimler ve ticaret rotalarındaki kırılmalar küresel lojistiği etkilerken, Türkiye 42,57 milyar dolarlık ihracatla alternatif tedarik zincirlerinde öne çıkıyor. Teslimat sürelerini kısaltmanın yanı sıra yeni taşımacılık rotaları oluşturacak yatırımlar gündeme geliyor.

Türkiye, küresel lojistikte stratejik merkez olma potansiyeline sahip

Jeopolitik gerilimler, ticaret rotalarındaki kırılmalar ve artan maliyet baskısı küresel lojistikte dengeleri değiştirirken, Türkiye, alternatif tedarik zincirleri ve uluslararası taşımacılık koridorlarında stratejik bir merkez olma fırsatını değerlendirme ve geliştirmeye odaklanıyor.

Teslimat sürelerini kısaltmanın yanı sıra yeni taşımacılık rotaları oluşturacak yatırımlar gündeme geliyor.

Doğası gereği hareketli bir sektör olan lojistikte son zamanlarda gerçekten su­lar durulmuyor. Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın devam etme­si, Kuzey Koridoru’na yönelik je­opolitik ve ticari riskleri artırı­yor. Bununla birlikte jeopolitik gerilimler, ticaret politikaların­daki belirsizlikler ve kritik deniz geçişlerinde yaşanan kesintiler, küresel ulaştırma koridorlarının stratejik önemini artırdı.

Kızılde­niz’deki güvenlik sorunu Süveyş Kanalı trafiğini baskılarken, Ümit Burnu rotasının kullanılmasıy­la navlun bedelleri de arttı. Dün­yanın birçok yerinde yaşanan sı­cak gelişmeler sektörde kuralları adeta yeniden yazmayı gerektir­di. Diğer yandan çoğu işletmenin maliyet kalemleri arasında önem­li bir yeri bulunan lojistik alanın­da maliyetleri azaltacak her geliş­me ve yenilik firmaların rekabet gücünde belirleyici oluyor.

Küresel değer zincirleri, ulus­lararası ekonominin temel unsu­ru olmayı sürdürürken, pandemi sonrası ve son dönemde yaşanan jeopolitik sarsıntılara rağmen, 2024 yılında rekor seviyelerde fa­aliyet gösterdi. Küresel değer zin­cirleri üzerinden gerçekleştiri­len ticaret, OECD’ye göre 2024 yılında küresel GSYİH’nın yakla­şık yüzde 17’sini oluşturdu.

Bu du­rum, üretimde kullanılan ara gir­dilere yönelik ticaretin büyük pa­yını yansıtmakla beraber; değer zincirleri üzerinden gerçekleşen toplam ticaret hacmi, küresel eko­nominin yaklaşık üçte biri sevi­yesine ulaşıyor. Her ne kadar je­ostratejik gelişmeler sarsıntılara neden olsa da küresel üretimi par­çalayamadı, aksine üretim şart­lara uyum sağladı.

Bu süreçte te­darik zinciri yönetimi ve lojistik alanında güçlü olan şirketlerin re­kabet gücünü daha net bir şekilde koruduğunu söylemek mümkün.

Pazar araştırması ve stratejik danışmanlık şirketi Fortune Busi­ness Insight’a göre küresel lojistik pazarı, 2025 yılında 12,27 trilyon dolara yakın tutarda değere ulaştı. Şirketin 2026 yılsonu için beklen­tisi 13,04 trilyon dolar olarak ifa­de edildi. Ayrıca paylaşılan değer­lendirmeye göre 2034 yılına kadar sektörün küresel değerinin yüzde 6,9’luk yıllık bileşik büyüme oranı (CAGR) kaydederek 22,30 trilyon dolara çıkacağı tahmin ediliyor.

2025 yılında yüzde 42,54’lük pa­zar payıyla lojistik pazarına hakim olan Asya Pasifik bölgesinin küre­sel lojistik sektöründeki ağırlığını koruması da şirketin tahminleri arasında yer alıyor.

Türkiye’nin hizmet ihracatında lojistik sektörünün payı büyük

Kaynak: Haber Merkezi

Haberi paylaş Facebook X WhatsApp
Okur görüşleri

Yorumlar (0)

Yorumunu yaz

Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz!
Okumaya devam et

İlginizi çekebilecek diğer gelişmeler

Tüm haberler