Türkiye, coğrafi işaretli ürünler bakımından önemli bir potansiyele sahip olmasına rağmen bu alandaki ticaret hacmini beklenen seviyeye taşıyamıyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Fikret Soner, Türkiye'nin uluslararası alanda öne çıkan ülkelerin gerisinde kalmasının nedenlerinden birinin deneyim ve stratejinin geç oluşturulması olduğunu belirtti. Soner, coğrafi işaretli ürünlerin İtalya ve Fransa'da olduğu gibi devlet politikası kapsamında ele alınması gerektiğini vurguladı.
Küresel coğrafi işaretli ürün pazarının 300 milyar doları aştığı tahmin ediliyor. Bu ürünler, benzerlerine kıyasla ortalama 2,5 kat daha yüksek fiyatla alıcı bulabiliyor. Böylece coğrafi işaretli ürünler, ekonomik değer ve katma değer bakımından önemli bir pazar oluşturuyor.
Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) verilerine göre Türkiye'de toplam bin 903 tescilli coğrafi işaretli ürün bulunuyor. Avrupa Birliği tarafından onaylanan Türkiye menşeli ürünlerin sayısı ise 46 olarak belirtiliyor. Coğrafi işaretli ürün sayısı bakımından ilk üç sırada Gaziantep, Konya ve Hatay yer alıyor.
Türkiye'nin sahip olduğu bu potansiyele rağmen ticari hacmin sınırlı kaldığını ifade eden Soner, öncü ülkelerin coğrafi işaret konusunda daha erken harekete geçtiğine dikkat çekti. Fransa ve İtalya'nın 20'nci yüzyılın ilk yarısından itibaren bu alanda çalışmalar yürüttüğünü belirten Soner, söz konusu ülkelerin coğrafi işaretleri devlet politikası olarak değerlendirdiğini aktardı.
Soner'e göre Türkiye'de bu alandaki deneyim ve stratejinin geç oluşması, uluslararası rekabette geride kalınmasının nedenleri arasında bulunuyor. Coğrafi işaretli ürünlerin yalnızca tescil edilmesinin yeterli olmadığını belirten Soner, bu ürünlerin ticari potansiyelinin değerlendirilmesi için daha kapsamlı bir yaklaşım gerektiğine işaret etti.
Türkiye'nin coğrafi işaretli ürün pazarındaki yüksek potansiyelinin ekonomik karşılığını bulabilmesi için uluslararası alanda öncü ülkelerin uygulamalarının dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Soner, İtalya ve Fransa'nın uzun yıllara dayanan deneyimlerini örnek gösterdi. Soner'in değerlendirmesine göre coğrafi işaretlerin devlet politikası çerçevesinde ele alınması, Türkiye'nin bu alandaki gelişimi açısından önem taşıyor.
Kaynak: Haber Merkezi