Gündem

AKP’ye oy verenler mi, CHP’ye oy verenler mi daha dindar?

Ertuğrul Özkök, Optimar’ın illerdeki cami ve nüfus sayılarını karşılaştırdığı araştırmanın dindarlığı ölçmek için yeterli olmadığını savunuyor. Özkök’e göre son 25 yılda devlet dindarlaştı, halk ise daha fazla sekülerleşti.

3 görüntülenme
AKP’ye oy verenler mi, CHP’ye oy verenler mi daha dindar?
Ertuğrul Özkök, 14 Ekim 2026 saat 08.49’da güncellenen yazısında, son 25 yılda Türkiye’de devletin dindarlaştığını, halkın ise daha fazla sekülerleştiğini savundu. Özkök, sonuçları önceki pazar günü duyurulan bir araştırmanın “fon fin fon” skandalının yarattığı gürültü içinde gözden kaçtığını, ancak kendisinin dikkatini çektiğini belirtti. Araştırmayı, medyada “iktidara yakın” diye tanımlanan fakat siyasi eğilimini hiçbir zaman açıklamadığını söylediği Optimar yaptı. “Türkiye’de dini yaşamın illere göre dağılımı” başlıklı çalışma, illerin nüfuslarıyla cami sayılarını karşılaştırıyor.

Optimar, TÜİK verilerinden aldığı il nüfuslarını cami sayılarıyla birlikte değerlendirdi ve 21 ilin sonuçlarını paylaştı. Önce cami sayısı en yüksek iller sıralandı; ardından illerin nüfusları cami sayılarına oranlanarak bir dindarlık sıralaması oluşturuldu. Özkök, şehirlerin nüfuslarının birbirinden farklı olduğuna dikkat çekerek karşılaştırmada cami başına düşen “potansiyel cemaat” sayısına bakılması gerektiğini aktardı. Araştırmada 21 il arasında en çok caminin İstanbul’da olduğu, İzmir’in ise cami sayısına göre 11’inci sırada yer aldığı belirtildi.

Özkök, sonuçlara geçmeden önce okurlarına Türkiye’nin en dindar illerinin hangileri olduğunu ve AKP’ye oy veren illerde yaşayanların mı, CHP’ye oy veren illerde yaşayanların mı daha dindar sayılması gerektiğini düşündüklerini sordu. Kayseri, Şanlıurfa, Erzurum ve Kahramanmaraş gibi şehirlerin ilk akla gelebileceğini ifade ederek bu tahminlerin ön yargılı olabileceğine işaret etti. Araştırmanın oranlama yaklaşımında ise bir camiye düşen kişi sayısı azaldıkça ilin daha dindar kabul edilmesi gerektiği varsayılıyor; Özkök, bunu neredeyse her sokağa cami yapılmış olmasıyla ilişkilendiriyor.

Araştırmanın “en dindar 5 il” sıralamasında Kastamonu birinci sırada yer aldı. Özkök, bu ilin ilk sırada olmasının pek çok kişinin aklına gelmeyeceğini yazdı. İlk beşteki illerin üçü, son yerel seçimde CHP’ye oy vermişti. Paylaşılan 21 ilin 11’inin de CHP’ye oy veren şehirler olduğunu belirten Özkök, bu şehirlerin dindarlık sıralamasında en dindar sayılan şehirlerin yüzde 52,5’ini oluşturduğunu kaydetti. Ona göre bu sonuç, “AKP’ye oy verenler daha dindardır” yargısıyla çelişiyor. Yazısında, bu çelişkinin ancak bütün CHP’li belediyelerin AKP’ye geçmesi ve dindar illerin de AKP’ye oy vermesiyle ortadan kalkabileceğini ironik bir dille ifade etti.

Özkök, yalnızca cami sayısı ile nüfusu karşılaştırarak bir ilin ya da o ildeki seçmenlerin daha dindar olduğu sonucuna sosyolojik açıdan ulaşılamayacağını vurguladı. Son 25 yıldır dindarlığın “cami yapma yarışı” üzerinden gösterilmeye çalışıldığını savunan yazar, Kastamonu örneğini de bu çerçevede ele aldı. Yazıya göre kentte her 145 kişiye bir cami düşüyor ve neredeyse her mahalleye iki cami yapılmış durumda. Buna karşın 31 Mart 2024 seçiminde CHP’li belediye başkanı yüzde 49 oyla seçildi; AKP’nin adayı yüzde 26’da kaldı.

Diyanet’in 2024 Faaliyet Raporu’nda yer alan son verilere göre Türkiye’de 90 bin 37 cami bulunuyor. Yazıda, nüfusunun Türkiye ile aynı olduğu belirtilen Almanya’da ise 44 bin Katolik ve Protestan kilisesi olduğu aktarılıyor. Yalnızca nüfus ve ibadet mekânlarının sayılarını karşılaştırmanın, Türklerin Almanlardan iki kat daha dindar olduğu sonucuna götüreceğini belirten Özkök, cami ya da kilise sayılarından dindarlık hakkında hüküm verilemeyeceğini ifade etti. Ona göre asıl sorulması gereken, camilere giden kişi sayısının ve cami cemaatinin nüfusunun ne olduğuydu.

Özkök, başka ülkelerde ibadet mekânlarına katılım konusunda yayımlanan verileri de sıraladı. ABD’de Katolikler ve farklı Protestan mezhepleri kendi kiliselerine katılım verilerini açıklıyor; ancak ülkedeki bütün kiliseleri kapsayan tek bir yıllık toplam bulunmuyor. Mezheplerin katılım raporlarının yanı sıra Pew gibi kuruluşların anketleri de var, fakat bunların tümü her yıl yapılmıyor. İngiltere’de Anglikan Kilisesi her yıl veri yayımlarken Katolik Kilisesi İngiltere ve Galler için ayrı istatistik açıklıyor; her iki kurum da haftalık ortalama katılım verisi paylaşıyor. Almanya’da Katolik Piskoposlar Konferansı ile Protestan kiliselerinin çatı kuruluşu EKD, her yıl verilerini ve ayinlere katılım sayılarını ya da oranlarını duyuruyor.

Fransa’da Katolik Kilisesi’nin vaftiz istatistikleri bulunuyor ve özellikle yetişkin vaftizleri için her yıl araştırma yapılıyor. Düzenli ibadete katılım daha çok anketlerle izleniyor. Vaftiz sayılarındaki ciddi düşüş nedeniyle verilerin yayımlanması bir süre bırakılmış; Covid sonrasında sayılar bir miktar yükselince geçen yıl yeniden açıklama yapılmıştı. İtalya’da Katolik vaftizleri kilise kayıtlarında ve Vatikan’ın yıllık istatistik sisteminde takip ediliyor. Devletin istatistik kurumu ISTAT da her yıl yaptığı araştırmalarda insanların ibadet yerlerine gitme sıklığını ölçüyor. İspanya Katolik Piskoposlar Konferansı verilerini yıllık faaliyet raporunda yayımlıyor; raporda düzenli ayine katılanlara ilişkin bilgiler de bulunuyor.

Türkiye’de ise Diyanet camiye giden kişi sayısına ilişkin istatistik yayımlamıyor. Özkök, 15 yıldır Diyanet’teki çeşitli kişilere bu konuda veri bulunup bulunmadığını sorduğunu, ancak camiye devam konusunda sessizlikle karşılaştığını yazdı. Bu alandaki tek çalışma olarak Diyanet’in TÜİK katkısıyla hazırladığı ve 2014’te yayımlanan “Türkiye’de Dinî Hayat Araştırması”nı gösterdi. 18 yaş ve üzerindeki 21 bin 632 kişiyle yapılan ankete dayanan araştırmanın somut bir sayım olmadığını, katılımcıların beyanlarını yansıttığını belirtti. Özkök, dindarlığın insanların gerçeği yansıtmayan cevaplar vermeye en yatkın olduğu davranışlardan biri olduğunu da savundu.

Yazıda, Cübbeli Ahmet Hoca’nın iki yıl önce camiye giden insan sayısının yüzde 10’un altına düştüğünü söylediği aktarıldı. Özkök, son yıllarda inançla ilgili pratiklerde gerileme olduğunu belirtirken, geçen yılbaşı muhafazakâr kesimden bazı önemli kadın yazarların başı örtülü kadınların sayısında ciddi azalma yaşandığına ilişkin yazılar kaleme aldığını da hatırlattı. Bir önceki Diyanet İşleri Başkanı’nın verdiği bilgilere göre okullarda açılan Kuran ve din bilgisi derslerine başvuru oranı yüzde 4’te kalmıştı. Aynı kişinin açıkladığı rakamlar arasında, 19 milyon gençten yalnızca 1 milyonunun cuma namazına gittiği bilgisi de yer alıyordu.

Özkök’e göre Optimar araştırması, hangi ilin daha dindar olduğuna dair somut bir sonuç ortaya koymuyor. Araştırmanın gösterdiği, halkın varlıklı kesimlerinde ve ülkeyi yönetenlerde cami inşa etmenin dindarlığı göstermenin en iyi yolu olduğu düşüncesinin bulunduğu. Yazar, yıllar önce Türkiye’de “Siyasal İslamın” ve AKP’nin öngördüğü anlamdaki muhafazakârlığın geleceği olmadığını yazdığını hatırlattı. Medyadaki yanlışları bulduğunu öne süren bir internet sitesinin bu değerlendirmeyi “asrın en yanlış ön görüsü” diye nitelediğini belirten Özkök, söz konusu yargının hâlâ sitede durduğunu ve yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi. Ona göre bu değerlendirme bugün sitede gülünç duruyor. Özkök’ün yazısının temel sonucu ise aynı: Son 25 yılda devlet dindarlaştı, halk daha fazla sekülerleşti.

Kaynak: Haber Merkezi

Fotoğraf: Dosseman — CC BY-SA 4.0 — https://commons.wikimedia.org/wiki/File%3A097_Kastamonu_%C4%B0bn-i_Neccar_Cami_from_Kale.jpg
Haberi paylaş Facebook X WhatsApp
Okur görüşleri

Yorumlar (0)

Yorumunu yaz

Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz!