Gündem

Bahçeli’nin “Yürütmede Erdoğan, yasamada MHP” formülü ne anlama geliyor?

MHP lideri Devlet Bahçeli, Erdoğan’ın yeniden adaylığına destek verirken partisinin Meclis’teki gücünü artırmasını istedi. Açıklamalar, MHP’nin Cumhur İttifakı içindeki rolünü genişletme ve iktidar karşısında denge-denetim işlevi üstlenme arayışı olarak değerlendiriliyor.

3 görüntülenme
Bahçeli’nin “Yürütmede Erdoğan, yasamada MHP” formülü ne anlama geliyor?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yeni yasama yılının ilk grup toplantısında geçen hafta yaptığı konuşmada, “Yürütmede Erdoğan, yasamada MHP; Türkiye’de Cumhur İttifakı, dünyada Türk Asrı” sözleriyle siyasi yaklaşımını ortaya koydu. Bahçeli, bir yandan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın üçüncü kez aday olması gerektiğini savunurken, diğer yandan MHP’nin Meclis’teki temsil gücünün ve siyasi ağırlığının büyütülmesi gerektiğini vurguladı.

Bahçeli’nin mesajları, MHP’nin Cumhur İttifakı’ndan ayrılmadan ittifak içindeki konumunu güçlendirme hedefi çerçevesinde yorumlanıyor. Açıklamalar, fon işlemlerine ilişkin usulsüzlük iddialarının iktidar cephesinde rahatsızlık yarattığı ve seçmen kaybı ihtimalinin tartışıldığı bir dönemde geldi. Açıklamaların, MHP’nin muhafazakâr ve milliyetçi seçmene verdiği mesaj bakımından da önem taşıdığı belirtiliyor.

Bahçeli, Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi için TBMM’nin uygun zamanda ve azami mutabakatla seçimlerin yenilenmesine karar vermesi gerektiğini söyledi. Bu ifade, klasik anlamda bir erken seçim çağrısı olarak değerlendirilmedi. Bununla birlikte, Erdoğan’ın üçüncü kez adaylığının önünü açabilecek, seçimlerin yenilenmesine ilişkin “öne çekilmiş” bir Meclis kararının gündeme gelebileceği yorumlarına yol açtı. AKP içinde de Erdoğan’ın adaylığının ve seçim tarihinin şimdiden güvence altına alınmasını isteyen bir kesim bulunuyor. Bu çerçevede Cumhur İttifakı’nın Meclis’te seçimlerin yenilenmesi için girişimde bulunması olasılığı da gündeme gelebilir.

MHP’nin yasama organındaki etkinliğini artırma hedefini üç başlıkta açıklayan Bahçeli, milletvekili sayısını ve oy oranını yükselterek Türkiye’nin birinci partisi olmayı, TBMM’nin yönetim organlarında daha fazla görev üstlenmeyi ve yasama faaliyetleriyle politika belirleme süreçlerinde daha etkili hale gelmeyi sıraladı. Bu yöndeki çıkışın yeni olmadığına da dikkat çekiliyor. MHP İstanbul Milletvekili ve TBMM Başkanvekili Celal Adan, eylül ayının ortasında Erdoğan’ın yeniden seçilmesi ve Meclis’te MHP’nin birinci parti olması gerektiğini söylemişti.

“Yasamada MHP” formülü, partinin TBMM Başkanlığını hedeflediği yorumlarını da beraberinde getirdi. Ancak MHP içinden yapılan değerlendirmelerde, Bahçeli’nin açıklamasının doğrudan Meclis Başkanlığı talebi anlamına gelmediği ifade edildi. MHP kurmayları, genel başkanın hiçbir zaman “koltuk hesabı” yapmadığını belirterek bireysel olarak Meclis Başkanlığı isteyen partililer olabileceğini, ancak Bahçeli’nin daha önce bakanlık tekliflerini geri çevirdiğini ve koltuk için bu tür açıklamalarda bulunmayacağını dile getirdi.

MHP kulislerinde öne çıkan yorumlardan biri, partinin siyasi ağırlığını sayısal güce de dönüştürerek iktidar karşısında denge ve denetim rolü üstlenmesi. Parti içinde iktidarın denetim işlevini yeterince yerine getirmediği yönünde eleştiriler dile getiriliyor. MHP kaynakları, denge ve denetleme mekanizmasının önemine işaret ederek AKP’nin bu alanda eksik kaldığını, bunun devlet mekanizmalarında aksamalara ya da yanlış kararlara yol açtığını savunuyor.

Bu bakışa göre Bahçeli’nin formülü yalnızca Meclis’te daha fazla sandalye kazanma isteğinden ibaret değil; Cumhur İttifakı içindeki siyasi rol paylaşımına da ilişkin. MHP, yürütmenin başında Erdoğan’ın kalmasını ve ittifakın sürmesini savunurken yasama organında daha etkili bir konum elde ederek denge-denetim işlevini güçlendirmek istiyor.

Açıklamaların yapıldığı dönemde AKP içinde, fon işlemlerine ilişkin iddiaların yol açtığı krizin iyi yönetilememesi halinde seçmen kaybı yaşanabileceği kaygısı da dile getiriliyor. Özellikle muhafazakâr ve milliyetçi seçmenin başka partilere yönelmesi ihtimali tartışılırken, emekliler ve diğer dar gelirli gruplar arasında desteğin zayıfladığına ilişkin endişeler de AKP çevrelerinde gündeme geliyor. Fon krizinin etkisiyle bu kesimlerin iktidar partisinden uzaklaşabileceği düşünülüyor.

Bahçeli’nin çıkışı, AKP’den uzaklaşabilecek seçmenin başka adreslere yönelmek yerine MHP’ye yönelmesini sağlama arayışı olarak da yorumlanıyor. MHP’nin yaklaşımına göre iktidardan rahatsızlık duyan seçmenler, Cumhur İttifakı dışındaki partilere gitmek yerine MHP’yi bir denge ve denetleme unsuru olarak görebilir. Bu yönüyle formül, hem Erdoğan’ın adaylığına destek vermeyi hem de iktidar partisinden kopabilecek oyların ittifak içinde kalmasını sağlamaya dönük bir siyasi konumlanma olarak değerlendiriliyor.

Kaynak: Haber Merkezi
Haberi paylaş Facebook X WhatsApp
Okur görüşleri

Yorumlar (0)

Yorumunu yaz

Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz!