Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, fon vurgununun ardından görevlendirilen Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK) incelemeye sahada başladığını açıkladı. Yılmaz, çalışmanın ilgili kurumların tümünü kapsayacağını; bağımsız finansal otoritelerin ve kurumların denetim altında incelenip soruşturulacağını söyledi. Süreç sonunda idarelerdeki açıklarla kişilerin sorumluluklarının ortaya konacağını ifade etti.
Yılmaz’ın denetleneceğini belirttiği bağımsız finansal otoriteler arasında Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) da bulunduğu anlaşılıyor. Başka bir ifadeyle DDK, fon vurgunu kapsamında SPK ve BDDK’yı da inceleyip soruşturuyor. Çiğdem Toker’in dikkat çektiği nokta, piyasa dolandırıcılığını aylar öncesinden bilen ve bunu başkanlarının da açıkça dile getirdiği kurumlardan söz edilmesi. Toker’e göre fon vurgunu ve yarattığı sonuçlar, denetimle sorumlu kurumların görevlerini zamanında yerine getirmemesi nedeniyle ortaya çıktı.
DDK Başkanı’nın, denetim talimatını aldığı güne kadar Borsa İstanbul’un da başkanvekilliğini yürüttüğü ve hâlen DDK Başkanlığı görevinde olduğu belirtiliyor. Toker, Cevdet Yılmaz’ın bu durumu ve aylar boyunca devam eden çıkar çatışmasını denetimin sağlığı bakımından sorun olarak görmediğinin anlaşıldığını yazıyor. Yılmaz’ın açıklamalarını yaptığı AA Editör Masası’nda bu konuya ilişkin soru yöneltilmiş olsaydı vereceği yanıtın da görülebileceğini ifade ediyor. Toker, milyonlarca insanın yaşamını etkileyen ve etkileri sürebilecek gelişmelerde, denetim görevini üstlenen kurumların zamanında harekete geçmemesinin herkesçe bilindiğini vurguluyor.
Toker’in yazısında gazetecilerin fon vurgununu aydınlatma çabalarının ağır bir bedelle karşılaştığı da aktarılıyor. Soruşturma, gözaltı ve tutuklamaların yanı sıra haberlere ve sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engellerinin sürdüğü; gazeteciler üzerindeki baskının yoğunlaştığı belirtiliyor. Toker, gerçeklerin ortaya çıkarılması ve sorgulanmasına yönelik gazeteciliğin rahatsızlık yarattığını savunuyor. Kamu görevi yapan herkesin hesap vermesi, kamu kaynağı kullanan herkesin ise saydam olması gerektiğini belirterek gazeteciliğin özellikle hesap sorulmadığı ve şeffaflığın sağlanmadığı koşullarda önem taşıdığını ifade ediyor.
Fonlar tasfiye edilince, portföy işlemleri Yeni Parti’nin duyurusuyla ortaya çıkan eski bakan ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, ifade vermek üzere Çağlayan Adliyesi’ne geldi; ifadesini verdikten sonra adliyeden ayrıldı. Toker, Kaya’nın adliyeye girerken, ifade verirken ya da çıkarken görüntülenemediğini ve ifadesinin görüntülenmesini önleyecek bir devlet ihtimamı altında alındığını yazıyor. Buna karşılık kamuoyunun yakından izlediği çok sayıda kişinin kelepçeli hâlde gazetecilerin önünden geçirildiğini; kimi zaman film platosunu andıran düzenekler kurulduğunu ve yürüyüş beğenilmediğinde tekrar ettirildiğini hatırlatıyor. Bu uygulamaların hukuksuz olduğunu ve normalleştirilmeye çalışıldığını belirten Toker, Kaya’ya gösterilen muamelenin bazı kişilerin diğerlerinden daha eşit olduğu gerçeğini bir kez daha ortaya koyduğunu savunuyor.
Fonların tasfiyesine ilişkin kanun teklifinin ertesi günden itibaren Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) görüşülmeye başlanacağı belirtiliyor. Toker’e göre vurgunun etkisi yalnızca mağdur sayısıyla ölçülemeyecek; bugünden hesabı yapılamayan büyük bir hasar bırakacak. Fon mağdurlarının TBMM’ye son ziyaretleri, etkilenenlerin yalnızca tasfiye sonucunda alacaklı hâle gelen yatırımcılardan ibaret olmadığını gösteriyor. İşletmelerini ekonomik olarak döndürebilmek için ayırdıkları kaynağı fonlarda değerlendiren çok sayıda kişi de bu süreçten etkileniyor. Tasfiyeye tabi fonlardan tahsilatın uzaması ve herkesin alacağının tamamını alamama ihtimali; faiz oranlarından istihdama, ev geçindirme kaygısından çocukların eğitimine kadar geniş bir alanda sonuç doğurabilir.
AKP TBMM Grup Başkanı Abdullah Güler’in “Bu virüsü bünyeden söküp atacağız” sözünü anımsatan Toker, sürecin bu ifadede ima edilen kolaylık ve hızda ilerlemeyeceğini belirtiyor. Tasfiye için kamu kaynağı kullanılmayacağı yönündeki iddianın şimdiden tartışmalı olduğunu, kanun teklifinde herkesin alacağını hızlı ve eksiksiz alacağına dair bir güvence bulunmadığını kaydediyor. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) 6183 sayılı kanun kapsamındaki yetkiler verilse bile hukuka aykırı biçimde çıkarılan değerlerin geri kazanılması, malvarlıklarının fonlara doğrudan iade imkânı ve eksik kalan tutarların sorumlulardan tahsil edilmesi ciddi süre gerektiriyor. 1 milyon TL üzerindeki alacakların karşılanabilmesi de tahsil edilebilir varlık bulunmasına bağlı. Toker, organize dolandırıcılığın bıraktığı hasarın yıllarca sürebileceği sonucuna varıyor.
Diyarbakır’da doğan Çiğdem Toker, Denizli Lisesi’nin ardından Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Gazeteciliğe üniversite öğrencisiyken Anka Ajansı’nda başladı; Günaydın ve Ankara Ulus gazetelerinde, Nokta dergisinde staj yaptı. 1988’de ’nın sınavlarını kazanarak adliye, Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM) ve yüksek yargı muhabirliği yaptı. 1990-1993 arasında haftalık Ekonomik Panorama dergisinde çalıştı; ardından Gazetesi Ankara Bürosu’nda 15 yıl kesintisiz ekonomi muhabirliği yürüttü. Maliye, vergi, özelleştirme, enerji ve rekabet politikalarını izledi; 1994 ve 2001 ekonomik krizlerini, IMF ile ilişkileri ve kriz dönemlerinde çıkarılan kanunların TBMM’deki yasama süreçlerini haberleştirdi. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası toplantıları çeşitli ülkelerde takip etti.
Toker, gazetesinin ilk Ankara temsilcisi olarak Ankara bürosunu kurdu ve istifa ederek görevinden ayrıldı. Bir internet gazetesinin ilk yayınlarında, OECD’nin “Futbolda Kara Para Aklama” raporunu ele alan dizi yazısıyla yer aldı. TMSF’nin el koyma sürecinde, köşe yazarı ve Ankara Temsilcisi olarak çalıştığı Akşam gazetesinden kendi isteğiyle ayrıldı. 2013-2018 arasında ’te köşe yazarlığı yaptı; Vakfı yönetimi değiştikten sonra yine kendi isteğiyle gazeteden ayrıldı. 2018’de katıldığı ’deki yazıları Kasım 2022’de “küçülme” gerekçesiyle sona erdi. Fox TV’de yayımlanan “Orta Sayfa” haber programında yorumcu olarak yer alıyor. Eleştirel finans haberciliği olarak da tanımlanan yazıları nedeniyle çok sayıda manevi tazminat davası açıldı; bazı davalar astronomik miktarlıydı. Bir imar haberi hakkındaki yazısı nedeniyle hapis cezası istemiyle yargılandı; kamu ihaleleri ve şirketlerle ilgili çok sayıda yazısına Sulh Ceza hâkimlikleri kararlarıyla erişim engeli getirildi.
Toker’in kitap ve yayın çalışmaları arasında Abdüllatif Şener’in Doğan Kitap’tan 2008’de çıkan “Adım da Benimle Beraber Büyüdü” kitabı, İletişim Yayınları’nın 2018’de yayımladığı “Türkiye’de Sağlıkta Kamu Özel Ortaklığı - Şehir Hastaneleri” kitabına yaptığı makale katkısı ve Tekin Yayınevi’nden 2019’da çıkan “Kamu İhalelerinde Olağan İşler” bulunuyor. Ödülleri ve kısa liste başarıları şöyle sıralanıyor: İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi “En Başarılı İktisat Muhabiri Ödülü” (1995); Gazetesi “Muammer Yaşar Bostancı Haber Yarışması Büyük Ödülü” (1997); Türkiye Ziraat Odaları Birliği “Basında Tarım Ödülü” (2000); Gazetesi “Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü”, “Taksiyarhis’in Zehra Teyzesi” röportajıyla (2001); Türkiye Gazeteciler Cemiyeti “Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü”, “Evcil’in Dönüşü” dosyasıyla (2005); European Press Prize’ın “The Mystery of the Secret Funds” çalışması için “Yorumcu Ödülü” kısa listesi (2015); Halkevleri “Basın Ödülü” ve Uluslararası Şeffaflık Derneği Ödülü (2016); İstanbul Tabip Odası “Basında Sağlık Ödülü” (2016, 2018 ve 2019); TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi “Emre Madran Koruma Ödülü” (2017 ve 2019); Eskişehir-Bilecik Tabip Odası “Halk Sağlığı Ödülü” ile ÇGD “Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Ödülü” (2017); ÇGD Bursa Şubesi “Meslekte Dayanışma Ödülü” (2018); Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü “Uluslararası Cesaret Ödülü” kısa listesi ve “Kamu İhalelerinde 21/b Usulü” dosyasıyla Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü (2018); Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği “Önder Kadınlar Ödülü” ve Rekabet Derneği “Adil Rekabete Katkı Ödülü” (2019); TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası “Hasan Balıkçı Onur Ödülü” ve Halkevleri Dayanışma Ödülü (2020). 2021’de Ankara Tabip Odası, şehir hastanelerinin ekonomi politiğini ve kamuya, sağlık çalışanlarına etkilerini görünür kılan haberleri nedeniyle Toker’i ödüllendirdi. Aynı yıl TMMOB Şehir Plancıları Odası “Kent Planlama Basın Ödülü”, İzmir Gazeteciler Cemiyeti “Hasan Tahsin Basın Özgürlüğü Ödülü”, SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği “Yılın Kadınları” Ödülü ve Alanya Gazeteciler Cemiyeti “Ulusal Basında Yılın Gazetecisi Ödülü” de Toker’e verildi.
Kaynak: Haber Merkezi
Bu kanun 'virüs'ü söküp atmaya yeter mi?
Fon vurgununa ilişkin denetim, gazetecilere yönelik baskılar ve tasfiye sürecinin olası sonuçlarını değerlendiren Çiğdem Toker, kanun teklifinin alacakların hızlı ve eksiksiz tahsil edileceğine güvence vermediğini, organize dolandırıcılığın hasarının yıllarca sürebileceğini belirtiyor.
3 görüntülenme
Okur görüşleri
Yorumlar (0)
Yorumunu yaz
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz!