İstanbul’da geçen hafta etkili olan şiddetli sağanak, Sarıyer’in Ayazağa bölgesinde büyük hasara yol açtı. Sel sularının sürüklediği altı kişi hayatını kaybederken, kayıp bir kişiyi bulmak için yürütülen arama çalışmaları devam ediyor. Felaketin ardından dere yataklarında bulunan bazı yapıların yıkımına yönelik çalışmalar da sürüyor.
Uzmanlar, benzer şiddette bir yağışın İstanbul’un başka bölgelerinde de ciddi taşkınlara neden olabileceği uyarısında bulundu. Kentin iki yakasında bulunan 10 bölge, dere sistemleri ve havzalardaki riskler nedeniyle öne çıktı.
Sel risk haritasıyla örtüşen afet
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetimi Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Ekmekcioğlu, Ayazağa’da yaşanan felaketin daha önce yapay zekâ desteğiyle hazırladıkları sel risk haritasındaki değerlendirmelerle örtüştüğünü belirtti. Ekmekcioğlu, hasarın nedenlerini değerlendirirken yalnızca yağış miktarına odaklanılmaması gerektiğini, dere kenarlarındaki yapılaşmanın ve yukarı havzalardan gelen su akışlarının da dikkate alınmasının önem taşıdığını ifade etti.
Aynı miktarda yağışın farklı havzalarda farklı sonuçlar doğurabileceğini vurgulayan Ekmekcioğlu, Ayazağa’da dere yatağı ve doğal su akış koridorlarının çevresindeki yapılaşmanın etkisine dikkat çekti. Felaket sonrasında dere yatağındaki bazı yapıların kaldırılması için çalışma başlatılmasının da bu konuyu gündeme getirdiğini belirtti. Taşkınların etkisini değerlendirmek için yerel yağış miktarının yanı sıra yukarı havzalardan gelen akışların, dere kesitlerinin ve yapılaşma koşullarının birlikte incelenmesi gerektiğini kaydetti.
Avrupa Yakası’nda öne çıkan havzalar
Ekmekcioğlu, benzer şiddette yağışların İstanbul’un diğer bölgelerinde de ciddi taşkınlara yol açabileceğini söyledi. Özellikle yoğun kentleşmenin görüldüğü ve doğal drenaj sistemlerinin önemli ölçüde değiştiği havzaların dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Avrupa Yakası’nda Kağıthane ve Alibeyköy dere sistemleri risk açısından dikkat çekilen alanlar arasında yer aldı. Küçükçekmece, Bağcılar, Bahçelievler ve Bakırköy çevresindeki Ayamama Deresi havzası ile Esenyurt ve Avcılar çevresindeki Haramidere havzası da benzer tehlikelerin oluşabileceği bölgeler olarak sıralandı.
Anadolu Yakası’nda da taşkın riski bulunuyor
Anadolu Yakası’nda ise Kadıköy çevresindeki Kurbağalıdere havzası ve Beykoz’daki çeşitli dere vadileri olası taşkın tehlikesi bakımından öne çıkarıldı. Uzmanların değerlendirmesine göre, bu bölgelerde riskin anlaşılabilmesi için yağışın yanı sıra havzaların özellikleri, suyun doğal akış güzergâhları ve çevredeki yapılaşma koşulları birlikte ele alınmalı.
Ayazağa’daki sel felaketinin ardından yapılan değerlendirmeler, İstanbul’da taşkın riskinin yalnızca yağışın şiddetiyle açıklanamayacağını ortaya koyuyor. Dere yataklarının ve doğal drenaj yollarının durumunun, yukarı havzalardan gelen suyun ve kentleşmenin etkilerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Kaynak: Haber Merkezi