Gündem

Kardeşliğimizi Sınayanlar

Hilal Kaplan, Azerbaycan’da üniversiteler dışındaki eğitim kurumlarında uygulandığını belirttiği başörtüsü yasağının Türkiye’de geçmişte yaşanan tartışmaları hatırlattığını yazdı. Kaplan, iki ülkenin meseleyi kardeşlik hukuku içinde ele alması çağrısında bulundu.

3 görüntülenme
Kardeşliğimizi Sınayanlar
Hilal Kaplan, Can Azerbaycan’da üniversiteler dışındaki eğitim kurumlarında öğrencilere ve öğretmenlere uygulandığını belirttiği başörtüsü yasağını üzüntüyle izlediğini yazdı. Gelen görüntülerin Türkiye’nin 20 yıl önceki hâlini hatırlattığını söyleyen Kaplan, başörtüsünün farz olmadığını anlatan ilahiyatçılardan küçük kızlara “Yallah Tahran’a, Arabistan’a” diyenlere kadar geçmişte Türkiye’de görülen tartışmalara benzer örneklerin kendisini üzdüğünü ifade etti. Sınıfın penceresinden bahçede tek başına kalan başörtülü arkadaşına “Başını katiyen açma” diye seslenen kızların videosunu izlerken gözyaşlarını tutamadığını da belirtti.

Başörtüsü yasağının sıkıntısını on yıllarca yaşamış bir ülkenin evladı olarak Azerbaycan’ın da aynı süreçlerden geçmesini istemediklerini kaydeden Kaplan, amaçlarının ülkenin içişlerine karışmak olmadığını vurguladı. Yasağın metinde adının hiç geçmediğini, “forma bütünlüğü” ve “laiklik” formülleriyle okul müdürlerinin takdirine bırakıldığını belirten yazar, Türkiye’de bu yaklaşımın sonuçlarının görüldüğünü dile getirdi. Okul kapılarında başların açtırıldığını, diplomaların yarım kaldığını ve gereksiz tartışmaların toplumdan yıllar çaldığını hatırlatarak Azerbaycan’ın refahı ve huzuru için bu yanlışın sona ermesini arzu ettiklerini yazdı.

Yasağın İran etkisine karşı mücadele olduğu yönündeki gerekçeye de değinen Kaplan, yasakların tarihin hiçbir döneminde inanç bağını zayıflatmadığını, tersine inancın “mayasını” güçlendirdiğini savundu. Sovyet dönemindeki ateizm propagandasının, yıkılan camilerin ve başörtüsüne yönelik kampanyaların Azerbaycan’ın sağlam inanç mayasını bozamadığını belirtti. Şuşa’da işgalin yerle bir ettiği camileri ayağa kaldıranın, Hadrut’ta yeni camiyi açanın da İlham Aliyev olduğunu kaydetti.

Kaplan, 2010’daki yasağa en sert tepkinin Tahran’dan yükseldiğini hatırlatarak yasağın İran’ın elini zayıflatmak yerine İran’a sahip olmadığı bir “koruyucu” rolü verebileceğini öne sürdü. Başörtüsünün yalnızca İran’a özgü bir durum olarak görülmesi hâlinde Türkiye’den yükselen itirazların nasıl açıklanacağını da sordu.

Azerbaycan’ın Arap ve Fars âdetleriyle ilgisi olmadığı ve milli değerlerine bağlı bulunduğu yönündeki söylemi değerlendiren Kaplan, İkinci Karabağ Savaşı’nda kolunu vatan uğruna kaybeden bir gazinin başörtülü kızının okul kapısından geri çevrilmesini örnek gösterdi. Gazinin, “Bu kolumu vatan uğruna feda ettim” diyerek tepki gösterdiğini aktaran yazar, kızın diğer arkadaşları kadar milletin evladı olup olmadığını sorguladı.

Kaplan, Azerbaycanlıların İkinci Karabağ Savaşı’nda destan yazdığı sırada Türkiye’deki “laikçilerin” Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz’ün, “Maalesef gelen haberlerde, Türkiye’den Azerbaycan’a silah yardımı yapıldığı ve bazı cihatçı grupların da Azerbaycan’a gönderildiği ifade ediliyor” dediğini hatırlattı. Yasağı destekleyen seküler görünümlü, sömürge ruhlu seslere aldanılmamasını isteyen Kaplan, Azerbaycan halkının kendi sesine güvenmesi gerektiğini yazdı.

Türkiye ile Azerbaycan’ın bu konuyu ekranlar ve sosyal medya üzerinden birbirlerine mesaj vererek değil, kardeşlik hukuku içinde konuşması gerektiğini belirten Kaplan, Karabağ’ın işgalden kurtarılmasında birlik olmanın fayda sağladığını kaydetti. İki ülkenin gelecekte birlikte yapabileceklerine odaklanarak meselelere yaklaşması gerektiğini ifade eden yazar, Haziran 2021’de imzalanan Şuşa Beyannamesi’ne bizzat tanıklık etmiş bir gazeteci olarak bugüne kolay gelinmediğini vurguladı. Şuşa’da kardeşliğin müttefiklik hukukuna bağlandığını belirtti.

İki ülkenin ordularının 2024’ün sonunda Marmaris Aksaz’da sualtı taarruz ve savunma tatbikatında, 2025’in başında Kars’ta kış tatbikatında, yazının kaleme alındığı yılın mayısında ise Bakü’de elektronik harp tatbikatında omuz omuza çalıştığını aktaran Kaplan, bu tablonun kardeşliğin sözde değil sahada, ortak bir güvenlik mimarisi olarak kurulduğunu gösterdiğini söyledi. Böyle bir mimarinin okul kapısındaki tartışmanın gölgesinde kalmayı hak etmediğini belirtti.

Kaplan, Azerbaycan’ın bu yasaktan eninde sonunda vazgeçeceğinden şüphe duymadığını, ancak birkaç haftalık bir tartışma nedeniyle iki ülkenin uzun tarihini çöpe atacak kadar ölçünün kaçırılmaması gerektiğini kaydetti. Türkiye ile Azerbaycan’ın arasının açılmasından en çok memnun olacak ülkelerin İran ve İsrail olduğunu savunan yazar, sürecin bu iki ülkeyi birden sevindirecek bir yola girmeden, uygun bir dille ve samimiyetle yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

Kaynak: Haber Merkezi

Fotoğraf: Press Service of the President of the Republic of Azerbaijan — CC BY 4.0 — https://commons.wikimedia.org/wiki/File%3AIlham_Aliyev_inspected_restoration_works_at_Chol_Gala_Mosque_in_Shusha.jpg
Haberi paylaş Facebook X WhatsApp
Okur görüşleri

Yorumlar (0)

Yorumunu yaz

Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz!